Koşunun vücuda etkileri saymakla bitmiyor. İşte koşmanın insan vücuduna ve psikolojisine etkileri.

Kilolardan kurtulmak için:

Koşmanın ilk ve en önemli sebebi, yukarıda da değindiğimiz gibi kilo kontrolü. Koşan kadınların hemen ikinci sıradaki gerekçesi ise ilginç: Spor salonuna gitmek ve onca insanın gözleri önünde ekipman kullanmak zorunda kalmaktan kaçınmak!

Sonuçta koşmak için çok zaman bir çift spor ayakkabı yeterli oluyor. Buna karşılık spor salonuna gitmek, aynı metrekarede birçok aleti kullanmak, kullanamadığında bunun stresini yaşamak, birçok bakışa maruz kalmak; spor salonunun soyunma odasıyla, duşuyla, hatta hijyen sorunlarıyla bile uğraşmak demek. Elbette her spor salonu böyle değil ve herkes de utangaç değil ama şurası kesin: Koşmak, (az ya da çok) bir sınırı olmayan ya da sınırını tamamen sizin koyacağınız bir spor… Koşmanın bir yararı daha varsa o da kişiye güçlü olduğunu ve pek çok şeyin üstesinden gelebileceğini göstermesi.

Öneri:

Koşmaya yeni başlayacaksanız, kendinize bir rutin belirleyin. Örneğin haftada 3-4 gün 20 dakika ile yarım saat arasında orta hızda koşarak ya da hızlı yürüyerek işe başlayın. Ardından buna ara egzersizler ekleyin. Böylece kısa zamanda daha fazla kalori yakmaya başladığınızı göreceksiniz. Bunun bir yararı daha var: Ara egzersizler, iştahınızı dizginlediği için daha az yiyip içmenizi sağlıyor!

Stresten korunmak için:

Stres, özellikle kent insanın başının derdi. Stresin nedenleri de çok çeşitli: Anne-baba olmakla ilgili sıkıntılar, işyeriyle ilgili dertler, komşular, trafik, kilolar, geçim derdi vesaire vesaire… Kısacası yığınla stres sebebimiz var. Kadınların koşma nedenlerinden biri de işte bu: Streslerini atmak, azaltmak ya da stresin başlamasına engel olmak.

Öneri:

Amaç stresten korunma ise ilk yapmanız gereken şey bir koşu planı oluşturmak. Yalnız burada önemli olan stresten korunacağım diye bütün enerjinizi koşuya harcamamak. Çünkü stres ile savaşmak için size bütün bir gün ve enerjik bir bünye de gerekecek. Bu yüzden koşuya haftada beş gün ve yarımşar saat ayırmakla işe başlayın. Stresin seyrine bakarak süreyi artırıp azaltabilirsiniz.

Coşmak, neşelenmek için:

Yabancı dillerde, koşucunun yaşadığı coşku halini tanımlayan pek çok kelime var. O ruh halini belki “koşu sarhoşluğu” diye tarif edebiliriz. Bu coşkuyu koşan kişinin kendisini sanki havalara uçuyormuş ya da sonsuza dek koşabilecekmiş gibi hissetmesi olarak tanımlayabiliriz. Sebebi ise sadece vücudun salgıladığı endorfin değil, endokanabinoid (eCBs) adı verilen ve vücudun rahatlamasını sağlayan bir kimyasal… Uzmanlara göre her seviyedeki koşucu, endokanabinoid sayesinde adeta uçuşa geçiyor!

Öneri:

Özellikle endokanabinoid ile coşmanın herhangi bir sırrı ya da formülü yok çünkü en az yarım saat koşmak bile bu kimyasalın harekete geçmesi için yeterli. Öte yandan koşudan daha fazla keyif almak, daha fazla neşelenmek için beyindeki belli uyarıcıları da besleyebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken şey de hızınızı artırmak ya da rotanızı değiştirmek olabilir. Böylece koşunuza bir yenilik katmış olursunuz. Bu yenilik de beyindeki belli uyarıcıları besler, dikkatiniz daha az dağılır ve daha olumlu düşüncelere sahip olursunuz.

Sadece ipi göğüslemek için:

Eskiden koşu organizasyonlarına sadece profesyonel sporcular katılırdı ancak iş artık değişti. Spor psikoloğu ve amatör koşucu Ariane Machin de bunu doğruluyor ve “İnsanlar artık yarışlara performans için değil tecrübe ve eğlence için katılıyor” diyor. Türkiye’de de çok sayıda koşu etkinliğinin düzenlendiğini fark etmişsinizdir. Bir katılım belgesi, yarış sonunda alınan bir teşekkür belgesi çok zaman yeterli oluyor çünkü çok kişinin amacı madalya ya da kürsü değil; “ben de oradaydım, ben de koştum, ipi göğüsledim” diyebilmek. Doğa içinde koşmanın, patikalarda öndeki koşucuyu geçmenin, yokuş yukarı zorlansanız da yokuş aşağı kapıp koyuvermenin keyfi de büyük. Sözün özü pek çok kadın, bir tür sosyal faaliyet olarak yarışlara katılıyor ve koşuyor…

Öneri:

Amacınız bir yarışa katılmaksa ilk yapmanız gereken düzenli antrenman yapmak. Bunun için de çalışmalarınızı kayıt altına alabilirsiniz. Koştuğunuz mesafeyi, süreyi, hızınızı, kalp ritminizi ve kendinizi nasıl hissettiğinizi tek tek not alın. Bu sayede yarış öncesinde ilerlemenizi de ölçer ve kendinize olan güveninizi artırmış olursunuz. Arada bir dönüp performansınıza bakmak da amaçladığınız hıza ne kadar yaklaştığınızı size gösterir. Bu, sakatlanma riskinizi de en aza indirir çünkü koşarken zorlanıyorsanız veya fazla yavaşsanız aşırı çalıştığınız anlamına gelir. Eğer böyle bir şey yaşarsanız antrenmanlara ara vermeniz ve bazı günleri dinlenmeye ayırmanız gerekir.

Yeni yerler görmek için:

Bilinen gerçek: Kadınlar gezip dolaşmayı sever. İşte kadınların giderek daha çok koşmasının bir sebebi daha: Başka bir şehre, hatta başka bir ülkeye gitmek… Çünkü yarışlar hep sizin ikamet ettiğiniz şehirde düzenlenmiyor. Bu o kadar yerinde bir gerekçe ki, pek çok kadının tatil planı yaparken maratonun ya da koşu etkinliğinin düzenlendiği kenti / ülkeyi göz önüne aldığı artık biliniyor. Örneğin geçtiğimiz yıl Paris Maratonu’na katılan koşucuların yüzde 42’si, koşu için başka bir ülkeden gelmişti. Peki, koşuların nerede ve ne zaman yapılacağını nasıl öğreneceksiniz?

Öneri:

Yarışlara katılmanın en güzel yanı belki de bambaşka coğrafyaları keşfetmek, o farklı havayı solumak, insanlarıyla kaynaşmak… Öte yandan koşucular genellikle farklı rotalarda ilerlemeyi tercih ediyor çünkü etraflarındaki manzarayı seyretmek istiyorlar. Koşmak için illa ki bir yarış organizasyonunu da beklemeyin zira Türkiye’de de koşmaktan zevk alacağınız birbirinden farklı pek çok yer var.

Yeni insanlarla tanışmak için:

Koşu, sizinle aynı amacı taşıyarak yola çıkmış insanlarla tanışmanızı da kolaylaştıran bir etkinlik. Bu da genellikle koşu kulüpleri, koşu grupları sayesinde oluyor. Bir grupla yola çıkmanın pek çok güzel yanı var. Bir kere ortak bir enerjiyi ve isteği paylaşıyorsunuz. İkincisi bir ekibin parçası oluyorsunuz ve bu da size hem sorumluluk yüklüyor, hem motive olmanızı sağlıyor hem de sosyalleşmenize zemin hazırlıyor. Bunlar bir yana, koşu gruplarında sarsılmaz dostluklar da kuruluyor, hayat arkadaşları da bulunuyor.

Öneri:


Tavsiyemiz, yaşadığınız il dâhilinde faaliyette olan bir koşu grubuna katılmanız. Bunun için internet üzerinden araştırma yapabilirsiniz. Bu işe ilk kez dâhil olacaksanız, önerimiz koşuyu başladığı noktada bitiren gruplar olması çünkü bu tür gruplar, farklı hızda koşan herkesi bir araya toplayabiliyor ve koşmaya yeni başlayanlar için de ideal. Dostluklar kurmak hatta hayat arkadaşını bulmakla ilgili mantık ise şu: Zorlu yolları ya da patikaları aşarak başladığınız bir ilişki, bir davette başlayana oranla çok daha sağlam temeller üzerine oturacaktır. Dahası, herkes koşarken gerçek kişiliğine bürünür, yollarda birbirine ihtiyaç duyar, birbirine yardım eder. Kimse kendini “olmadığı biri gibi davranmak” zorunda hissetmez. Bütün bunlar da doğru arkadaşı, doğru insanı bulmak için yeterli olsa gerek…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz